İletişim Başkanı Burhanettin Duran iletişimde yeni yol haritasını paylaştı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen 2. İletişim Şûrası, iki gün süren kapsamlı oturumların ardından sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, şûranın kapanışında yaptığı konuşmada, iletişim alanında Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek önemli kararların alındığını belirterek, hazırlanan sonuç bildirgesinde stratejik iletişimden dijital dönüşüme, kamu diplomasisinden medya politikalarına kadar birçok başlıkta yol haritasının ortaya konulduğunu söyledi.
Duran, 2025 yılının Ocak ayında düzenlenen hazırlık çalıştayıyla başlayan sürecin geniş katılımlı istişarelerle olgunlaştırıldığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen şûrada kamu diplomasisi, stratejik iletişim, güvenlik, kriz yönetimi, medya politikaları ve dijital dönüşüm gibi iletişimin tüm alanlarının ayrıntılı biçimde değerlendirildiğini ifade etti.
Sonuç bildirgesinde stratejik iletişim alanında kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, İletişim Başkanlığı koordinasyonunda ortak bir stratejik iletişim çalışma grubunun oluşturulması ve kriz dönemlerinde yetki, sorumluluk ile onay süreçlerinin önceden belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Hibrit tehditler ve uluslararası krizlerde proaktif, tutarlı ve şeffaf bir iletişim anlayışının benimsenmesi gerektiğini belirten Duran, veri temelli içerik üretiminin esas alınmasının ve yapay zekâ teknolojilerinden analiz süreçlerinde güvenli biçimde yararlanılmasının önemine dikkat çekti.
Burhanettin Duran, Türkiye’de eğitim gören uluslararası öğrencilerin “iletişim elçileri” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, stratejik iletişim alanında uluslararası ölçekte referans oluşturacak sistemlerin geliştirilmesini, küresel akademik iş birliklerinin artırılmasını ve Türk akademik yayınlarının uluslararası görünürlüğünün güçlendirilmesini önerdi. Siyasal iletişim çalışmalarının veriye dayalı yürütülmesi, dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanılırken risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirlerin alınmasının da sonuç bildirgesinin önemli başlıkları arasında yer aldığını söyledi.
Şûrada kamu diplomasisine ilişkin değerlendirmeler de geniş yer tuttu. Duran, kamu kurumları, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak hareket ederek Türkiye’nin uluslararası tanıtım gücünü artıracak anlatı stratejileri geliştirmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin uluslararası yayıncılık kapasitesinin güçlendirilmesi, kültürel, sportif, bilimsel ve insani faaliyetlerin çok dilli iletişim stratejileriyle dünyaya anlatılması, ülke markasının güçlendirilmesi ve bunun bir strateji belgesiyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Kamu diplomasisi faaliyetlerinin yapay zekâ ve yeni medya teknolojileriyle ölçülebilir hale getirilmesinin de hedefler arasında bulunduğunu söyledi.
Medya ve gazetecilik alanında ise dezenformasyonla mücadele ön plana çıktı. Duran, medya mensuplarının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin tecrübelerinden yararlanılarak hazırlanacak eğitim programlarıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Medya okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, doğrulama süreçleri, telif hakları ve dijital etik konularını kapsayan eğitimlerin yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Duran, haber üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesini, yerli ve millî yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesini ve Türkiye Medya Veri Tabanı’nın oluşturulmasını önerdi.
Sonuç bildirgesinde ayrıca dijital krizler, siber tehditler ve bilgi kirliliğine karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryolarının hazırlanması gerektiği belirtilirken, saha gazeteciliğinin güçlendirilmesi, serbest medya çalışanlarının hukuki statülerinin iyileştirilmesi ve konvansiyonel medyanın desteklenmesine yönelik öneriler de yer aldı. Engelli bireylerin medya içeriklerine erişiminin artırılması, korsan yayıncılıkla mücadele edilmesi ve kültürel değerleri öne çıkaran televizyon içeriklerinin teşvik edilmesi gerektiği ifade edildi.
Şûrada halkla ilişkiler, kurumsal iletişim ve dijital dönüşüm başlıkları da ayrıntılı biçimde ele alındı. Duran, dijital dönüşümün kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini belirterek, iletişim hukukunun dijital çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde güncellenmesi, “unutulma hakkı”nın açık bir yasal çerçeveye kavuşturulması, çocukların güvenli dijital ortamlara erişiminin sağlanması ve yapay zekâ uygulamalarına yönelik şeffaf düzenlemelerin oluşturulmasının önemine dikkat çekti.
Kriz iletişimi konusunda ise Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında afet dönemlerinde resmî bilgilendirme süreçlerinin güçlendirilmesi, dezenformasyonla mücadele mekanizmalarının kriz öncesinde hazırlanması, afet haberciliğinde yalnızca yetkin ve akredite kişilerin yer alması, afet muhabirliği eğitim programlarının oluşturulması ve kriz anlarında kurumsal teyit mekanizmalarının zorunlu hale getirilmesi önerildi.
Şûrada iletişim eğitimi ve kültürel üretim alanlarına ilişkin öneriler de kamuoyuyla paylaşıldı. İletişim fakültesi öğrencilerinin sektörle daha fazla buluşturulması, staj programlarının yaygınlaştırılması, medya okuryazarlığının tüm üniversitelerde temel ders haline getirilmesi, sinema ve dizi sektöründe yerli ve millî yapımların desteklenmesi, kültürel mirası yansıtan film ve belgesellerin teşvik edilmesi ile büyük film platolarının kurulmasına yönelik çalışmaların artırılması gerektiği belirtildi.
Konuşmasının sonunda Burhanettin Duran, İletişim Şûrası Sonuç Bildirgesi’nde yer alan önerilerin Türkiye’nin iletişim alanındaki gelişimine önemli katkılar sağlayacağını belirterek, bildirgede yer alan her başlığın titizlikle değerlendirileceğini ve kısa sürede uygulamaya geçirilmesi için gerekli çalışmaların yürütüleceğini ifade etti. Duran ayrıca, şûranın hazırlanmasında emeği geçen akademisyenlere, iletişim ve medya profesyonellerine, uzmanlara ve tüm paydaşlara teşekkür etti.
Haber: H. Yavuz CANPOLAT