Kalp damarlarının değerlendirilmesinde sanal anjiyo yöntemi
Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi şikâyetler, kalp ve damar hastalıkları açısından ayrıntılı değerlendirme gerektirebiliyor. Hastanın şikâyetleri, yaşı, mevcut sağlık durumu ve kalp-damar hastalıkları açısından taşıdığı riskler, uygulanacak görüntüleme yönteminin belirlenmesinde önemli rol oynuyor.
Kalp damarlarının değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerden biri olan Koroner BT Anjiyografi, halk arasında “sanal anjiyo” olarak biliniyor. Medicana Sivas Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Yücel, yöntemin uygun hastalarda koroner damarların anatomik yapısı ile damar duvarlarında oluşabilecek plak ve darlıkların değerlendirilmesine yardımcı olduğunu söyledi.
Koroner BT Anjiyografinin bilgisayarlı tomografi cihazı ve damar yoluyla verilen kontrast madde kullanılarak gerçekleştirildiğini belirten Yücel, klasik girişimsel anjiyografiden farklı olarak işlem sırasında kateterin damar içerisinden kalbe ilerletilmesine gerek olmadığını ifade etti.
Yücel, yöntemin koroner damarların yapısı hakkında görüntüleme yoluyla bilgi sağladığını belirterek, elde edilen sonuçların hastanın şikâyetleri, klinik muayenesi ve diğer tetkikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Her hastada aynı görüntüleme yöntemi kullanılmıyor
Kalp ve damar hastalıklarında doğru görüntüleme yönteminin seçilmesinin tanısal süreç açısından önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Hasan Yücel, her hastaya aynı yöntemin uygulanmasının doğru olmadığını söyledi.
Hastanın yaşı, şikâyetlerinin niteliği, kalp ritmi, böbrek fonksiyonları ve mevcut risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Yücel, uygun görülen hastalarda Koroner BT Anjiyografinin koroner damarların anatomik yapısının değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
Yücel, sanal anjiyonun klasik girişimsel anjiyografinin her durumda yerine geçen bir yöntem olmadığını da belirterek, hangi görüntüleme yönteminin kullanılacağının hastanın klinik bulguları ve tıbbi gereksinimleri doğrultusunda hekim tarafından belirlenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Damar plakları uzun süre belirti vermeyebilir
Kalp damarlarında oluşan plakların ve damar yapısındaki değişikliklerin bazı kişilerde uzun süre herhangi bir belirtiye yol açmadan ilerleyebildiğini belirten Yücel, özellikle risk faktörleri bulunan kişilerin düzenli olarak değerlendirilmesinin önemine işaret etti.
Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, fazla kilo ve ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsünün koroner arter hastalığı açısından dikkate alınması gereken başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu ifade eden Yücel, yalnızca mevcut şikâyetlerin değil, kişinin taşıdığı risklerin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Uygun hastalarda gerçekleştirilen görüntüleme yöntemlerinin damar yapısı ve plak özellikleri hakkında bilgi sağlayabildiğini belirten Yücel, elde edilen sonuçların hastanın genel sağlık durumu ile birlikte değerlendirilerek takip ve tedavi sürecinin şekillendirilmesine yardımcı olabileceğini kaydetti.
Sanal anjiyo her hasta için uygun olmayabilir
Koroner BT Anjiyografinin bazı hastalarda uygulanamayabileceğine de dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Yücel, yüksek kalp hızı, bazı ritim bozuklukları, böbrek fonksiyonlarının yetersiz olması, kontrast madde kullanımına ilişkin özel durumlar ve yoğun damar kireçlenmesinin görüntüleme sürecini etkileyebileceğini belirtti.
Bu nedenle görüntüleme yöntemi seçilirken hastanın genel sağlık durumunun ve tıbbi ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yücel, her görüntüleme yönteminin farklı kullanım alanları bulunduğunu söyledi.
Koroner BT Anjiyografinin uygun hastalarda koroner damarların değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerden biri olduğunu belirten Yücel, yöntemin seçiminde hastanın şikâyetleri, risk faktörleri ve genel sağlık durumunun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Doç. Dr. Yücel, özellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi şikâyetleri bulunan ya da kalp-damar hastalığı açısından risk taşıyan kişilerin şikâyetlerini ihmal etmemesi ve gerekli tıbbi değerlendirme için sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini sözlerine ekledi.
Haber: H. Yavuz CANPOLAT